DEHB ve Anksiyete İlişkisi: İkisi Neden Sık Birlikte Görülür?


DEHB ve Anksiyete İlişkisi: İkisi Neden Bu Kadar Sık Birlikte Görülür?





DEHB ve anksiyete, çoğu kişinin düşündüğünden çok daha yakın iki kavramdır. Birbirinden bağımsız gibi görünseler de, gerçek hayatta çoğu zaman iç içe geçen ve biri ortaya çıktığında diğerini tetikleyebilen iki farklı zihinsel süreçtir. Pek çok DEHB’li insan, sadece dikkat dağınıklığı ve planlama sorunları yaşamaz; aynı zamanda sürekli bir iç gerginlik, bitmeyen bir huzursuzluk, düşünceleri susturamama ve gelecekle ilgili yoğun kaygılarla da mücadele eder. Bu durum “tesadüf” değildir; DEHB’nin doğası gereği anksiyeteye zemin hazırlayan birçok yapısal özellik vardır.

Bu yazıda DEHB ile anksiyetenin neden sık bir araya geldiğini, bunun arkasında yatan nörolojik ve psikolojik mekanizmaları, günlük hayattaki etkilerini ve birlikte nasıl yönetilebileceğini derinlemesine ele alacağız.



DEHB’de Beynin Çalışma Şekli Anksiyeteye Nasıl Zemin Hazırlar?

DEHB yalnızca dikkat sorunu değildir; esas olarak beynin yürütücü işlevler denilen kontrol, planlama, odaklanma ve duygu düzenleme süreçlerinde ortaya çıkan farklılıkları içerir. Yürütücü işlevler zorlandığında kişi kendini yalnızca dağılmış hissetmez; aynı zamanda sürekli bir “yetiştirememe” ve “kontrol kaybı” duygusuna kapılır.

Kontrol duygusunun azalması ise anksiyetenin en güçlü tetikleyicilerinden biridir.
Bir DEHB’li için “basit bir görev” bile zihinde büyüyebilir. Yapılması gereken işlerin birikmesi, kişinin kendi performansını takip edememesi, sürekli unutkanlık ve dağınıklık; gün boyunca gerilim hissinin artmasına neden olur. Bu durum zamanla kronik kaygıya dönüşebilir.


Dopamin ve Norepinefrin Dengesi: İki Durumu Birbirine Bağlayan Kimyasal Köprü

DEHB’nin temelinde, dopamin ve norepinefrin gibi nörotransmitterlerin beyindeki dolaşımındaki düzensizlik bulunur.
Dopamin motivasyon, ödül algısı, başlama enerjisi ve odaklanmayla ilgilidir.
Norepinefrin ise dikkati sürdürmek, alarm mekanizmasını dengede tutmak ve planlı davranmakla ilişkilidir.

DEHB’de bu kimyasallar düzensiz aktığında:

  • Kişi motivasyon bulmakta zorlanır.
  • Görevleri başlatmak için daha fazla enerji harcar.
  • Kontrol hissi azalır.
  • Zorlandıkça stres hormonu artar.

Artan stres, mevcut kimyasal dengesizliği daha da bozar. Bu durum kişiyi bir döngünün içine sokar: Dikkat dağınıklığı kaygıyı artırır, artan kaygı dikkati daha da bozar.


Unutkanlık, Dağınıklık ve Erteleme: Anksiyeteyi Besleyen Sessiz Döngü

DEHB’li bireyler için “unuttum”, “yetiştiremedim”, “başlayamadım” cümleleri günlük hayatın parçasıdır.
Normal bir insan için küçük bir aksaklık olarak görülebilecek şeyler, DEHB’li biri için domino etkisiyle büyür.

Örneğin:

  • Ödevini bir kez unutan öğrenci, öğretmen tepkisiyle kaygılanmaya başlar.
  • Randevusuna geç kalan çalışan, patronundan gelecek tepkiden korkar.
  • Ertelediği bir işi yetiştiremeyen kişi, kendini yetersiz hisseder.

Bu küçük anlar yıllar içinde kişinin zihninde “her an bir şey ters gidebilir” algısı oluşturur.
Bu da genel anksiyeteyi besler.


Toplumsal Baskı ve Yanlış Anlamalar: Kaygıyı Katlayan Dış Etkenler

DEHB’nin en yorucu taraflarından biri, çevrenin bu durumu tam olarak anlamamasıdır.

“Biraz dikkat et”,
“Daha düzenli ol”,
“Telefonu bırak da odaklan”,
“Bu kadar da unutulmaz”,
“Çok abartıyorsun”
gibi cümleler DEHB’li bireylerde yetersizlik ve suçluluk duygusunu güçlendirir.

Bu eleştiriler yıllar boyunca birikir ve kişi zamanla kendi kendini sürekli denetleyen, hata yapmaktan korkan, ilişkilerde savunmacı davranan biri hâline gelebilir.
Bu savunma hali, anksiyetenin en belirgin belirtilerinden biridir.


Duygusal Düzenleme Güçlüğü: DEHB’nin Az Bilinen Ama Kaygıyı Tetikleyen Yönü

DEHB, yalnızca davranışları değil, duyguları da etkiler.
Kişi sadece dikkati değil, duygularını da yönetmekte zorlanabilir.
Küçük bir olay karşısında aşırı tepki verme, duyguların hızla yükselip alçalması, aniden sinirlenme veya yoğun huzursuzluk DEHB’de oldukça yaygındır.

Bu duygusal dalgalanmalar kişinin kendisini güvensiz hissetmesine, “neden böyle oldum?” kaygısına ve sosyal ilişkilerde belirsizliğe sebep olur.
Belirsizlik ise anksiyetenin en temel kaynaklarından biridir.


Hiperfokus ve Çöküş Döngüsü: Kaygının Gizli Tetikleyicisi

Hiperfokus DEHB’nin “süper güç” gibi görünen yanıdır; kişi ilgisini çeken bir işe saatlerce kilitlenebilir.
Ancak hiperfokusun bir yan etkisi vardır: Enerji tüketimi.

Hiperfokus döneminden sonra kişi:

  • zihinsel yorgunluk,
  • Duygusal tükeniş,
  • Sonraki işe başlayamama 

Gibi durumlar yaşayabilir. Bu “çöküş” hali, kişinin kontrolü kaybettiğini hissetmesine neden olur ayrıca bu his anksiyeteyi yükseltir.


İlişkilerde DEHB ve Kaygı: Yanlış Anlaşılmaların Yarattığı Baskı

DEHB ilişkilerde sık sık yanlış anlaşılmalara yol açabilir.
Unutkanlık, geç kalma, duygusal dalgalanmalar veya ani tepkiler partnerde güvensizlik oluşturabilir.
DEHB’li kişi ise sürekli kendini açıklamak zorunda kalır.
Bu durum zamanla sosyal kaygıya, performans kaygısına ve terk edilme korkusuna dönüşebilir.

Anksiyete burada sadece psikolojik bir stres değil; aynı zamanda “toplumsal uyum baskısı”nın sonucudur.


DEHB ve Anksiyete Birlikte Nasıl Yönetilebilir?

Her iki durumun birlikte görülmesi zor ve yorucu olsa da yönetilebilir. DEHB tedavisi, dikkat ve yürütücü işlevleri düzenlediği için kaygıyı doğal olarak azaltabilir. Aynı şekilde anksiyete için uygulanan psikoterapiler, DEHB’nin tetiklediği olumsuz düşünceleri dönüştürmeye yardımcı olur.

Günlük hayatta ise şunlar büyük fark yaratır:

  • düzenli bir rutin kurmak,
  • görevleri küçük parçalara bölmek,
  • görsel hatırlatıcılar kullanmak,
  • nefes ve gevşeme egzersizleri oluşturmak,
  • sosyal destek almak,
  • hiperfokus dönemlerini kontrollü şekilde yönetmek.

Bu yöntemler hem anksiyeteyi hafifletir hem de DEHB’in yarattığı dağınıklığı azaltarak kişiye kontrol hissi verir.


Sonuç: DEHB ve Anksiyete Birbirinin Gölgesi Değil, Aynı Yolun İki Yolcusu

DEHB ve anksiyete, aynı beyin bölgelerini etkileyen iki farklı süreçtir ve bu nedenle çoğu zaman yan yana yürürler.
Biri diğerini kolaylaştırmaz; aksine birbirini güçlendiren bir döngü oluşturabilir.
Ancak bu iki durum birlikte yönetilebilir, hatta kişi kendi zihninin çalışma şeklini anladıkça güçlü yanlarını ortaya çıkarabilir.



"Yasal Uyarı: Bu sitedeki içerikler sadece kullanıcı deneyimi ve bilgilendirme amaçlıdır. Doktor tavsiyesi değildir. İlaç dozunuzu değiştirmeden önce mutlaka hekiminize danışın."

Yorum Gönder

0 Yorumlar